13 Ekim 2026, 12:35:16
Dolar 49,3634
Euro 55,2101
Altın 6.632,92
BİST 12.150,67
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 26°C
Açık
Samsun
26°C
Açık
Pts 28°C
Sal 23°C
Çar 22°C
Per 21°C

İklim kongresinde rant odaklı kentleşme eleştirisi

İklim kongresinde rant odaklı kentleşme eleştirisi
13 Ekim 2026 11:11
16
A+
A-

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) ev sahipliğinde düzenlenen kongrede, iklim değişikliğinin kentsel mekânlar üzerindeki etkileri ile kentlerin uyum ve dirençlilik kapasitesinin artırılmasına yönelik stratejiler ele alındı.

12-14 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen kongrenin açılış oturumunda Düzenleme Kurulu Başkanı Zafer Çelik, Kent Araştırmaları Enstitüsü Genel Direktörü Emir Osmanoğlu, TEPAV Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, View Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ali İmran Bozdoğan, TOBB ETÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tayyibe Nur Çağlar, Ankara Kent Konseyi Başkanı ve Ankara Ticaret Odası Başkanvekili Halil İbrahim Yılmaz, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, TOBB ETÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Şükrü Karatepe ve Ankara Kent Konseyi Onur Kurulu Üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli yer aldı.

Kongre, iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkilerine karşı akademik, yönetsel ve toplumsal stratejilerin tartışılmasını amaçlıyor.

Çevre bilincinin geçmişine ilişkin değerlendirme

Açılış oturumunda konuşan Halil İbrahim Yılmaz, geçmişte düzenlenen çevre ve iklim temalı akademik çalışmalara değindi. Yılmaz, yedi yıl önce iklim değişikliğinin ekonomi üzerindeki etkilerinin tartışıldığı kongrede 122 oturumda 322 kişinin konuşma yaptığını hatırlattı.

Çevre bilincinin bu topraklarda köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Yılmaz, ❝Biz o zaman şunu anlamıştık; çevreye olan sevgimizin 1969’daki Greenpeace’le oluşmadığını, 1500’lü yıllarda Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki kanunnamelerle oluştuğunu gördük. Geri dönüşümün bundan 100 yıl önce, Makine ve Kimya Endüstrisinin hemen arkasında, Kırıkkale yolunda Mustafa Kemal Atatürk’le başladığını konuştuk❞ dedi.

Yılmaz, ❝Bu toprağın çocuklarının dünyadaki hiçbir topluluktan çevre ve doğayla ilgili öğreneceği aslında bir şey yok. Ama bir sorunumuz var; doğru kentleşmeyle tanışamamamız❞ ifadelerini kullandı.

Kentleşme politikalarına yönelik eleştiriler

Özellikle 1980’li yıllardan itibaren hızlanan göç ve doğru kentleşme politikalarının yeterince geliştirilememesinin kent yaşamında önemli sorunlara yol açtığını belirten Yılmaz, rant odaklı yapılaşmanın toplumsal yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Yılmaz, kentlerin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde ❝Biz toplumla olan duyguları kaybederek, rant uğruna bütün duygularımızı yok ederek kenti bilimin ışığında değil, duygunun ve rantın ışığında örgütledik. Bir tek fizibilite yapmadan, bir tek kişi istihdam etmeden kent rantlarıyla oluşan milyarlarca dolarlık ekonomileri tartışıyoruz❞ dedi.

Kentlerde insanların özgürce yaşayabileceği, toplumsal huzuru paylaşabileceği ve sosyal ilişkilerini güçlendirebileceği bir kent tasarımına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Yılmaz, dirençli kentlerin oluşturulmasında bilimsel yaklaşımın ve uzun vadeli planlamanın önemine işaret etti.

Su kaynakları ve sosyal bağlara ilişkin uyarılar

Ankara Kent Konseyi bünyesinde gerçekleştirilen Suya Saygı Buluşmaları’na da değinen Yılmaz, su kaynaklarının korunmasının ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarına uygun politikalar geliştirilmesinin önemini vurguladı. Yılmaz, ❝Suyun olmadığı yerde adaletin olmayacağını, gelecek yüzyılda suyu olanın söz sahibi olacağını, silahı olanların ise diz çökeceğini tartıştık❞ ifadelerini kullandı.

Çevre duyarlılığının yalnızca akademik çalışmalarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yılmaz, doğa ve çevre bilincinin eğitimden günlük yaşama kadar toplumun bütün kesimlerinde güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Öğleden sonra Emir Osmanoğlu başkanlığında Mehmet Kasapoğlu, Ahmet Dinçer, M. Erkan Kaçar, Halil İbrahim Yılmaz ve Cemal Baş’ın katılımıyla gerçekleştirilen oturumda konuşan Yılmaz, kentlerin geleceğinin ortak akıl, katılımcılık ve toplumsal dayanışmayla şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Engelsiz kentler için farklı disiplinlerin bir araya getirilmesiyle ortaya konulan yaklaşımın kent yönetimlerine de örnek olabileceğini belirten Yılmaz, yerel sorunların çözümünde toplumun bütün kesimlerinin söz sahibi olması gerektiğine dikkat çekti.

Kentlerdeki yapılaşma anlayışının toplumsal ilişkileri de etkilediğini belirten Yılmaz, komşuluk ilişkilerinin zayıflamasına değinerek ❝Bu kadar yaşanmaz labirentler içerisinde sıkışık bir şekilde hayatımız devam ettiği hâlde biriyle konuşamaz hâle geldik biz. Öteki ne der, kim ne der endişesiyle ne diyeceğimizi cesaretle arz edemez hâle geldik❞ dedi.

Depremler ve yerel katılım vurgusu

Yılmaz, kentlerde sosyal bağların güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak ❝Sismik fay hatlarından önce sosyal fayları konuşmamız gerektiğini anladık biz. Depremler sonuçtur; asıl soruna giden yolda bizim alabileceğimiz, konuşabileceğimiz tedbirler var❞ ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin afetler sonrasında ortaya koyduğu dayanışma kültürünün afetler yaşanmadan önce alınacak önlemlerle desteklenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, ❝Felaketten sonra dayanışmada dünyaya ders verecek bir enerjimiz var bizim. Dolayısıyla dayanışmada birinci olanların tedbirde sonuncu olmalarını tartışabileceğimiz bir fikri, anaokulundan itibaren konuşmak zorundayız❞ diye konuştu.

Kent konseylerinin ve yerel katılım mekanizmalarının önemine değinen Yılmaz, Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin yaklaşımını hatırlatarak ❝Merkezde alınan kararların bedelini yerelde ödediğimize göre çözümü neden yerelde tartışmıyoruz biz?❞ ifadelerini kullandı.

Her kentin kendi coğrafi ve iklimsel koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, ❝Rize’de dere yataklarına ev yapılmaz diye konuşurken Ankara’da tarım arazilerine organize sanayi bölgesi yapmamayı konuşacak bir farklılığı tartışmak zorundayız. Yedi bölgesi, yedi iklimi olan ülkemizin her coğrafyasına ayrı reçete gerekiyor❞ dedi.

Kentlerin geleceğinin kısa vadeli çıkarlar yerine gelecek kuşakların ihtiyaçları gözetilerek planlanması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, ❝Parsel parsel değil, nesil nesil, kuşak kuşak düşünmek zorundayız❞ sözlerini kullandı.

Engelsiz kentler konusunda farklı siyasi görüşlerin ortak bir hedef etrafında buluşabilmesinin önemine dikkat çeken Yılmaz, bu uzlaşma kültürünün kentlerin geleceğine ilişkin kararlara da yansıtılması gerektiğini belirterek ❝Demek ki uzlaşma sağlayabiliyoruz. Anı yakaladığımız zaman engelsiz kentler ve engelli bireylerle ilgili bunu sağlayabiliyoruz. Hadi kentler için de bunu yakalayalım❞ ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yaşam anlayışına değinen Yılmaz, çevre ve doğa bilincinin toplumsal değerlerle birlikte güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yılmaz, ❝Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede suya ulaşmakta güçlük çekiyoruz. Biz, 1500’lü yıllarda çevre ve kanunlarla tanışmış bir toplum olarak Batı’dan gelen tercüme metinlere ihtiyaç duymuyoruz. Türküsünde doğa olan, sanatında, edebiyatında, hayatın her alanında doğa olan bir toplumun tercüme metinlerle aklını başına getirmesi zaman kaybıdır❞ dedi.

Sürdürülebilir yaşamın temelinde toplumsal değerlerin bulunduğunu vurgulayan Yılmaz, ❝Bu toplumun doğasından, geleneğinden, kuşaklar arası irtibatına kadar her alanda minimal yaşamak, tevazu, sıfır atık ve dayanışma vardır. Biz bu kentte bunu örgütlemeye çalıştık❞ sözleriyle konuşmasını tamamladı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.