Muğamın tarihsel gelişimi ve UNESCO mirası kaleme alındı
Səda Müzik Kursu Kurucu Başkanı ve müzik öğretmeni Ayten Rehimova, “Muğamın Tarihsel Gelişimi” başlıklı yazısında Azerbaycan muğam geleneğinin kökenini, bölgesel ekollerini ve uluslararası alandaki yerini değerlendirdi.
Rehimova’nın yazısı, muğamın tarih boyunca farklı kültürlerle etkileşim içinde gelişen yapısını ve günümüzdeki kültürel miras konumunu ele alıyor. Yazıda, muğam geleneğinin Orta Doğu, Kafkasya, Anadolu ve Orta Asya müzik gelenekleriyle etkileşimi çerçevesinde şekillendiği belirtiliyor.
Yazıya göre “muğam” kelimesinin kökeni, Arapça “makam” kavramıyla ilişkilendiriliyor. Makam kavramı, Orta Doğu ve İslam coğrafyasındaki klasik müzik geleneklerinde belirli melodik ve modal sistemleri ifade eden geniş bir müzikolojik kavram olarak tanımlanıyor.
Makam anlayışından özgün bir gelenek doğdu
Rehimova, Orta Çağ’da Doğu’nun klasik müzik sistemleri içinde makam anlayışının gelişmesinin, sonraki dönemlerde Azerbaycan muğam geleneğinin teorik ve estetik altyapısını oluşturduğunu ifade ediyor. Klasik Doğu müziğinde geçmiş dönemlerde çeşitli makam sistemleri ile bunlara bağlı şube ve avazların bulunduğunu aktaran Rehimova, Azerbaycan muğamının bu teorik mirastan beslenirken kendine özgü melodik seyirler, icra teknikleri ve bölgesel üsluplar geliştirdiğini kaydediyor.
❝Azerbaycan muğam geleneği tarihsel süreç içerisinde bu teorik mirastan beslenmiş; ancak zaman içerisinde kendine özgü melodik seyirleri, icra teknikleri ve bölgesel üslupları geliştirerek özgün bir karakter kazanmıştır❞ diyen Rehimova, bu nedenle muğamın tek tip bir müzik anlayışından ziyade farklı bölgesel geleneklerin oluşturduğu zengin bir kültürel sistem olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.
Şuşa, muğam sanatında ayrı bir konumda
Yazıda, 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarından itibaren Azerbaycan’da özellikle Karabağ, Şirvan ve Bakü çevresinde önemli muğam icra merkezlerinin ortaya çıktığı belirtiliyor. Karabağ bölgesinin kültürel merkezi olarak öne çıkan Şuşa’nın, çok sayıda hanende, sazende, şair ve müzisyenin yetiştiği bir sanat ortamı oluşturduğu ifade ediliyor. Bölgesel farklılıkların melodik seyir, vokal yorum, repertuvar, icra üslubu ve doğaçlama anlayışında görülebildiği aktarılıyor.
Müzik ile edebiyat arasındaki bağ
Rehimova, muğamın en önemli özelliklerinden birinin müzik ile edebiyat arasındaki güçlü ilişki olduğunu belirtiyor. Hanendelerin seslendirdiği gazellerin, başta Nizami Gencevi, Fuzuli, Nesimi ve Hatayi olmak üzere Azerbaycan ve Doğu edebiyatının önemli şairlerinin eserlerinden seçildiği kaydediliyor. Şiirin anlam dünyasının muğamın melodik anlatımıyla birleşerek insan, aşk, ayrılık, tasavvuf, doğa ve varoluş gibi evrensel temaların müzikal biçimde ifade edilmesini sağladığı vurgulanıyor.
Yazıda ayrıca muğamın geleneksel formlarına da yer veriliyor. Serbest karakterli melodik bölümlerin yanı sıra ritmik karakter taşıyan tesnifler ve çalgısal renglerin icranın önemli unsurları olduğu, zerbi-muğam olarak adlandırılan biçimlerde ise ritmik unsurun daha belirgin hâle geldiği anlatılıyor.
UNESCO süreci ve Voyager Altın Plakları
Rehimova’nın yazısında, Azerbaycan muğamının uluslararası düzeyde tanınmasında UNESCO’nun çalışmalarının dönüm noktası olduğu ifade ediliyor. Muğamın 2003 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirasının başyapıtlarından biri olarak kabul edildiği, 2008 yılında ise UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dâhil edildiği hatırlatılıyor.
Yazıda ayrıca Azerbaycan müziğine ait bir muğam icrasının Voyager Altın Plakları içinde yer aldığı belirtiliyor. Rehimova, bunun muğamın belirli bir coğrafyaya ait geleneksel bir sanat formu olmanın ötesinde, insanlığın ortak müzik mirasının evrensel boyutunu temsil edebilecek nitelikte olduğunu ortaya koyduğunu değerlendiriyor.
Muğamın sözlü aktarım yoluyla yaşatıldığını ve sürekli yeniden üretilen canlı bir kültürel miras niteliği taşıdığını vurgulayan Rehimova, muğam eğitimi ve icrasının sürdürülebilirliğinin somut olmayan kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması bakımından önem taşıdığını ifade ediyor.