2026 NATO Zirvesi: Korkutata’dan Türkiye’nin stratejik rolü vurgusu
AK Parti Bingöl Milletvekili Zeki Korkutata, Ankara’da başlayan 2026 NATO Zirvesi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, zirvenin Türkiye’nin ittifak içindeki stratejik gücünün küresel tescili niteliği taşıdığını belirtti.
Zeki Korkutata, “NATO Ankara Zirvesi: Türkiye’nin Stratejik Gücünün Küresel Tescili” başlıklı yazısında küresel güvenlik ve uluslararası diplomasi açısından zirvenin önemine dikkat çekti. Korkutata’ya göre zirve, ittifakın geleceğine yön verecek kararların ele alındığı, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği yeni dönemin en kritik buluşmalarından biri olarak öne çıkıyor.
Polonya’da yapılan temaslar ve zirve beklentileri
Korkutata, zirvenin stratejik öneminin, resmi temaslar kapsamında bulunduğu Polonya’da da açıkça hissedildiğini ifade etti. 2-4 Temmuz tarihlerinde TBMM Heyeti ile birlikte Polonya’daki Doğu Araştırmaları Merkezi (OSW) tarafından düzenlenen panelde tartışmaların odağında NATO Zirvesi’nin yer aldığını kaydetti. Polonyalı akademisyen ve güvenlik uzmanlarının, zirvenin NATO’nun rutin bir toplantısı olmadığını, Avrupa güvenlik mimarisi ve transatlantik ilişkiler için kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguladığını aktardı.
Türkiye’nin NATO içindeki konumu
Korkutata, konuşmacıların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki diyaloğun, NATO’nun geleceği ve yeni güvenlik politikalarının şekillenmesinde belirleyici olacağı beklentisini dile getirdiklerini belirtti. 74 yıldır NATO üyesi olan Türkiye’nin ittifakın ikinci büyük askeri gücü olduğunu, stratejik konumu, güçlü savunma sanayii ve kriz yönetimindeki tecrübesiyle en önemli müttefiklerden biri olduğunu vurguladı. Zirvenin, Karadeniz’den Akdeniz’e, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada Türkiye’nin yapıcı ve güçlü iradesini yansıttığını ifade etti.
Avrupa güvenliğinde Türkiye’nin rolü
Korkutata, Avrupa’nın güvenliğinin artık yalnızca Avrupa kıtasının sınırları içinde değil, Karadeniz, Doğu Akdeniz ve NATO’nun güney kanadında sağlanacak istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu, bu nedenle Türkiye’nin Avrupa savunmasının vazgeçilmez stratejik aktörlerinden biri olarak öne çıktığını belirtti. Zirvenin verdiği en güçlü mesajlardan birinin, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin Türkiye’nin katkısı olmadan sürdürülebilir olmayacağı gerçeği olduğunu sözlerine ekledi.