Akyön: Mekke Anlaşması Hilfü’l
Mekke Anlaşması, Akyön tarafından Hilfü’l-Fudul’un yeniden canlanışı olarak değerlendirildi. Anlaşma, adalet ve dayanışmanın çağdaş yansıması olarak nitelendirildi.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında Mekke’deki Safa Kraliyet Sarayı’nda imzalanan Mekke Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akyön, anlaşmanın yalnızca siyasi bir belge olmadığını ifade etti. Anlaşmanın adalet, dayanışma ve kolektif iradenin çağdaş yansıması olduğunu söyledi.
Mekanın sembolik gücü
Akyön, anlaşmanın Mekke’de, Ebu Kubeys Dağı yakınlarında ve Safa’da imzalanmasının tesadüf olmadığını belirtti. Bu yerin İslam’dan önce mazlumlara destek olmak amacıyla kurulan Hilfü’l-Fudul’u anımsattığını ifade etti. Akyön, ❝Saldırganlık veya adaletsizlik karşısında gerçek dayanışma, sözlerle değil ortak duruş ve kolektif iradeyle ifade edilir❞ dedi.
Akyön, Mekke’den yükselen mesajın net olduğunu ve İslam ülkeleri arasındaki dayanışmanın ahlaki bir değer olmaktan çıkıp istikrarı koruyan, tehditleri caydıran ve halkların güvenliğini sağlayan bir güce dönüşebileceğini kaydetti. Anlaşmanın, üç ülkenin siyasi iradelerini etkili işbirliğine çevirme kapasitesinin gerçek bir sınavı olduğunu vurguladı.
Akyön, bu günün Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan ilişkilerinde bir dönüm noktası teşkil ettiğini belirterek, İslam dünyası halklarına yakınlaşma, iş birliği ve koordinasyonun daha güvenli bir gerçeklik yaratabileceğini gösterdiğini söyledi. Bu tarihi adım için İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz’e, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’a, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif’e teşekkürlerini sundu.
Hilf al-Fudul değerinin yeniden canlanması
Akyön, Mekke’de imzalanan anlaşmanın sadece siyasi bir olay olmadığını, tarihe bugüne anlam kazandırma çağrısı ve Hilfü’l-Fudul değerinin yeniden canlanması olduğunu ifade etti.