3 Ekim 2026, 16:29:38
Dolar 49,1263
Euro 55,3190
Altın 6.542,72
BİST 12.270,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun 20°C
Hafif Yağmurlu
Samsun
20°C
Hafif Yağmurlu
Cts 19°C
Paz 18°C
Pts 18°C
Sal 18°C

HAYVAN HAKLARI VE 4 EKİM

3 Ekim 2026 15:16
19
A+
A-

Hayvan dostları, ilk kez İngiltere’de 1822 yılında hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını, daha iyi koşullarda beslenme ve barınmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliğini kurdular. Ülkemizde ise bu hareketin başlama yılı 1908’dir.

Dünya üzerinde yok olma tehdidi altında bulunan hayvan türlerine dikkat çekmek üzere 1931 yılında 4 Ekim, Hayvanları Koruma Günü ilan edildi.

Türkiye’de hayvan hakları, 2004 yılında çıkarılan bir yasa ile koruma altına alınmış fakat bu yasalar hayvanları “hak sahibi” varlıklar olarak tanıyan yasalar olmamış ve yetersiz kalmıştır.

Hayvanlarımız; bir yaşam öznesi olan, his ve duygu sahibi canlılardır, dostlardır. Onlar da acı duyarlar, mutluluk hissederler, hatta endişelenirler ve hatırlarlar.

Bir taraftan salgın hastalıklar, orman yangınları, sel ve su baskınları, buzulların erimesi; diğer yandan içilecek suyumuzu, temiz toprağımızı, akciğerlerimize alabileceğimiz temiz havamızı kaybediyoruz.

Tüm bu olaylardan bizden, insanlardan daha fazla ve daha çabuk etkilenen taraf ne yazık ki hayvanlarımızdır. İnsanlar gibi daha güvenli bir bölgeye kaçamıyor ve seslerini duyuramıyorlar.

Bütün bunlara rağmen fedakârlık yine onlardan geliyor. İnsan ve insanlık için, en başta insanlığa hizmet edecek olan deneyleri ilk olarak onlarda başlatıp, alınan sonuçlara göre devamında insanlara uygulamıyor muyuz?

Ülkemiz de dâhil bütün dünyada COVID-19 deneylerinin ilk basamağı bu dostlarımız değil mi?
Uyuşturucu tacirlerinin belalısı değiller mi?
Güvenlik kuvvetlerimizle birlikte bomba arayıp bulmuyorlar mı?
Bazı hastalıkların tanısında kullanılmıyorlar mı?

Elbette söyleyecek çok şey var ama söylenmeyenleri de okurlarım tamamlasın istedim.

Hayvanların;

  • Seçtiği bölge ve alanda doğal biçimde özgürce yaşama,
  • Davranışlarını ifade etme,
  • Üreme,
  • Kendi yaşam biçimini seçme,
  • Öldürülmeme

hakları vardır ve bunun savunucusu ve gözetmeni insanlık olmalıdır.

Başka alanlarda spor yapamıyoruz gibi avlanmayı da spor olarak kabul ediyor; bakanlığın izni ve ihalesiyle nesli tükenmekte olan kızıl geyikleri, yaban keçilerini ve diğerlerini öldürmeyi kendimizde bir hak olarak görüyoruz. Sanki can almanın doğru bir yanı varmışçasına… Doğa derneklerinin itirazıyla adalet mahkemeleri bu yanlışa “dur” diyor.

Onlar için;

Kapı önüne su ve mama bırakalım,
Arabaya binmeden önce kaputa vuralım,
Kullanmadığımız battaniyeleri uygun yerlere koyalım,
Hayvanlar için ilk yardım öğrenelim,
Hasta hayvanlarımızı veteriner hekimlerimize götürelim veya yardım isteyelim.

Üniversitede okuduğum 1978 yılında bir arkadaşımla birlikte Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi’ni gezerken kafeslerde yaşayan hayvanları görünce, “Düşünsene, hayvanların bizim yerimize geçtiğini ve bu kez onların insanları kafese kapatıp baktıklarında ne düşünürsün?” demiştim. Cevabı sadece bir gülümseme olmuştu.

Son sözüm:

Hayvanlar konuşabilselerdi, insanlık olarak kendimizden utanırdık.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.