Altay’da Denisova insanları ve Ruhlar Vadisi
Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, Altay Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyarette Denisova insanlarından Ruhlar Vadisi’ne uzanan izlenimlerini kaleme aldı.
Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, Rusya Federasyonu’na bağlı Altay Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği gezide bölgenin tarihi ve kültürel zenginliklerine ilişkin gözlemlerini aktardı. Aras, Anohin Ulusal Müzesi’nden çıkıp Çoros Gurkin Caddesi’nde yürürken, Altay Dağları’nın insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.
Aras, yazısında Altay Cumhuriyeti’nin bilindik tanımların ötesinde, ❝insan soyunun yeryüzündeki serüvenini sıfırdan başlatan ulu bir ocak❞ olduğunu belirtti. Altay halk anlatılarına göre, zamanın başlangıcında ataların kutsal yurdunda ilk toyun kurulduğunu aktardı.
Denisova insanları ve genetik miras
Aras, Altay Dağları’nda insanlık tarihinin bilinen ezberlerini sarsan Denisova insanlarına ilişkin bulgulara da değindi. Modern insanın izinin bulunmadığı dönemde bu coğrafyada farklı bir insan soyunun yaşadığını ifade eden Aras, yerel inanışlarda her dağın ve mağaranın koruyucu ruhu olduğuna inanıldığını hatırlattı.
Yazıda, Tibetlilerin yüksek rakımlarda hayatta kalmasını sağlayan genin Denisovalılardan miras kalmış olabileceği; mağarada bulunan yeşil klorit taşından bileziğin ise üstün zanaat becerisine işaret ettiği bilgisine yer verildi. Ayrıca bu soyun bazı üyelerinin 190 santimetreye ulaşan boylarıyla dönemin en iri cüsseli topluluklarından biri olduğu belirtildi.
Ruhlar Vadisi ve tayga inancı
Aras, Çemal’de Kadın Irmağı kıyısında yürüyüş yaptıktan sonra Ruhlar Vadisi (Çeçkış) olarak bilinen kanyona ulaştı. Kanyonun, Altay şamanlarının yerle göğü birbirine bağlayan kutsal mekânlarından biri olduğunu aktaran Aras, kayalara kazınmış petrogliflerde dağ keçileri, geyikler, av sahneleri ve şaman figürlerinin yer aldığını söyledi.
Aras, tayga inancına da yer verdi. Yazıda, iyilik ve bolluğun sığınağı olarak görülen Ak Tayga ile kötü güçlerin etkisindeki Kara Tayga ayrımı anlatıldı. Şaşıkman Köyü’ne giderken Seminski Geçidi’nde mola verildiği, gece ise Ursuu Irmağı kıyısındaki bir turbazada geçirildiği belirtildi.