Yeşilay ve MEB’den göçmen gençlerde bağımlılıkla mücadele
Yeşilay ve Milli Eğitim Bakanlığı, göçmen gençlerin bağımlılık risklerine karşı yürütülen iki yıllık projenin kapanış programında bir araya geldi.
İstanbul’daki Yeşilay Genel Merkezi Sepetçiler Kasrı’nda düzenlenen programa, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkan Yardımcıları Büyükelçi Dr. Mehmet Güllüoğlu ve Sümeyye Ceylan, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli ile Yeşilay Yönetim Kurulu ve Bilim Kurulu Üyeleri katıldı.
Programın açış konuşmasını yapan Güllüoğlu, çalışmalarının hayata dokunan gerçek bir sorunla ilgili olduğunu belirterek, ❝Bizim çalışmalarımız hayata dokunan, gerçek bir sorunla ilgili çalışmalar. Bugün iki yıl süren bir emeğin kapanış programındayız.❞ dedi. Uzun süre insani yardım alanında çalıştığını ifade eden Güllüoğlu, afetler, savaşlar ve göçün insan hayatını geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirdiğini söyledi. Göçmenliğin hem göç edenler hem ev sahibi toplum hem de çocuklar için zor bir süreç olduğunu vurgulayan Güllüoğlu, afetlerin, göçün ve savaşların bağımlılık risklerini artırabildiğini, göçmenlerde bağımlılıkların arttığını bildiklerini aktardı.
İş birliği vurgusu
Bağımlılıklarla mücadelenin iş birliği gerektirdiğini kaydeden Güllüoğlu, ❝Bazı konular tek bir kurumun altından kalkabileceği konular değil. Bu nedenle ortaklık çok önemli. Bağımlılıklar dünyada her geçen gün artıyor. Dolayısıyla birlikte hareket etme kültürünü artırmamız gerekiyor. Birbirimizin desteğine ihtiyacımız var.❞ ifadelerini kullandı.
Aidiyet duygusu bağımlılık riskini azaltıyor
Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Cihad Demirli, Yeşilay’ın öğrencilere yönelik çalışmalarının çocukların çok boyutlu gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirterek, ❝Farklı kurumların bilgi ve deneyimlerinden istifade etmek son derece kıymetli. Hayat çeşitli zorluklarla ve sınamalarla dolu. Özellikle gençlik döneminde edinilen deneyimler, gençlerin geleceklerini inşa ederken karşılarına çıkan güçlüklerle başa çıkmalarına yardımcı oluyor.❞ dedi. Göç sürecinin gençler üzerindeki etkilerine değinen Demirli, ❝Çağımız sunduğu imkânların yanı sıra bazı tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Buna göç hareketleri de eklendiğinde gençlerin psikolojik sağlamlıkları ve aidiyet duyguları etkilenebiliyor.❞ ifadelerini kullandı. Göçün sadece yer değiştirme olmadığını, yeni bir uyum sürecini de beraberinde getirdiğini ifade eden Demirli, yeni bir çevreye, yeni bir dile ve yeni bir yaşama uyum sağlamanın güven veren bir eğitim ortamını ve kuşatıcı bir yaklaşımı gerekli kıldığını söyledi.
Bağımlılığın çok katmanlı bir mesele olduğunu belirten Demirli, ❝İnsanları risklerden uzaklaştıran, sahip oldukları değerler ve geliştirdikleri muhakeme yeteneğidir. Arkadaşlık ilişkileri güçlü olan ve kendisini ait hisseden çocuklar bağımlılık risklerine karşı daha dirençli oluyor. Bu nedenle bağımlılığı bütüncül bir şekilde ele almamız gerekiyor.❞ dedi.
Program, proje ortaklarının sunumları, göçmen gençlerin deneyimlerini aktardığı “Göçmen Gençlerin Sesleri” oturumu ve dijital deneyim alanının ardından gerçekleştirilen kapanış konseriyle sona erdi.