DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Samsun °C

DOSYA HABER – Alman “güncel sanatçı” 20 yıldır yaşadığı Türkiye’de hiç nefret söylemiyle karşılaşmadığını söyledi

– Alman güncel sanatçı Silvia Bener:
– “Türkiye’de bana ilham olacak birçok yer var. Çalışmak ve yaşamak için en güzel yer Türkiye diye düşünüyorum”
– “Hong Kong’da, İzlanda’da, Almanya’da ve Türkiye’de sergiler açtım. Yurt dışında sergi açmak çok güzel bir duygu çünkü sanatınızla başka kültürlerden insanlara ulaşabiliyorsunuz”

Banner Resmi
21.09.2023
41
A+
A-

İSTANBUL (AA) – ÖMER FARUK MADANOĞLU – Alman güncel sanatçı Silvia Bener, 2003'ten bu yana Türkiye'de yaşadığını ve hiç nefret söylemiyle karşılaşmadığını söyledi.

AA'nın, Türkiye'de yaşayan yabancı sanatçıları ele aldığı 3 haberden oluşan ve eylülde tamamlanması planlanan haber dosyasının son bölümünde, 60 yaşındaki Alman ressam, enstalasyon sanatçısı Silvia Bener, eserlerini ve Türkiye deneyimini anlattı.

Bener, Almanya'da sanatçı bir ailede dünyaya geldiğini belirterek, erken yaşlardan itibaren doğayı gözlemleyip ağaçları, dalları, bitkileri anlamaya ve ifade etmeye çalıştığını kaydetti.

Çocukluğunda yaptığı orman gezilerinde ağaçların resimlerini çizmeye çalıştığını ve bundan büyük keyif aldığını ifade eden Bener, sanata olan ilgisini profesyonel şekilde sürdürmek için Berlin Sanat Akademisinin Güzel Sanatlar Bölümünde eğitim aldığını dile getirdi.

Bener, sanatına ilham almak için bir süre ABD'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye yerleştiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“New York'tan dönünce kararımı verdim. Dünyanın (Batı) o tarafına değil de Doğu'ya gitmek istedim. Burası beni çekti. 20 senedir Türkiye'deyim. Buraya ilk geldiğimde hem ülkeye hem kültürüne hem de eşime aşık oldum. Türkiye'de bana ilham olacak birçok yer var. Çalışmak ve yaşamak için en güzel yer Türkiye diye düşünüyorum.”

– “Türkiye'de ayrımcılık yaşamadım”

Türkiye ile Almanya'nın pek çok açıdan farklı olduğunu görünce şaşırdığından bahseden Bener, insanlarla tanışmak ve kültürü daha yakından tanımak için ilk iş olarak Türkçe öğrendiğini söyledi.

Bener, Türk misafirperverliğinin ülkeye bağlanmasında etkili olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye'nin ilk başta beni neden bu kadar çektiğini anlamamıştım daha sonra insanların bana karşı davranış ve konuşmalarını görünce sebebini anladım. Herkes bana çok tatlı ve olumlu davranıyordu.” dedi.

Türkiye'de herhangi bir ayrımcılık ya da nefret söylemiyle karşılaşmadığı gibi “pozitif ayrımcılık” gördüğünü vurgulayan Bener, yabancı olduğu anlaşıldığında insanların kendisine daha anlayışlı ve yardımsever davrandığını kaydetti.

Bener, İstanbul'daki su sistemiyle ilgili araştırmaları için gittiği bazı kurumlarda çok kucaklayıcı ve sıcak karşılandığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

“Mimar Sinan'ın yaptığı su kemerlerini incelemek için İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne gittiğimde çok yardım ettiler. Bazı Türk arkadaşlarım kendileri gitse o şekilde yardım alamayacaklarını söyledi. Özellikle su araştırmaları yaparken sarnıçları, kemerleri incelemek için gittiğimde birkaç kişiyle özel yerlere girmemi sağladılar ve araştırmam için bütün imkanlar sundular.”

– “Yurt dışında ebru sanatını gören şaşırıyor”

Resim yapmaya strüktürleri (nesnelerin iç yapısal dokusu) çizerek başladığını belirten Bener, “İlk başta doğayı anlamak için ağaç gövdeleri ve yapraklarını inceledim ve çizimlerini yaptım. Türkiye'ye geldiğimde bu strüktürlerin suyun yüzeyinde de olduğunu gördüm ve suyla ilgilenmeye başladım.” diye konuştu.

Bener, bir kitapta gördüğü ebru sanatının kendi çizimleriyle benzerliğini fark edince çok şaşırdığına işaret ederek, “Ebru sanatını öğrenmek için senelerce ders aldım ve 'Aqua materia art' olarak adlandırdığım işlerimde ebru tekniklerini ifade aracı olarak kullandım.” şeklinde konuştu.

Bener, çalışmalarını su üzerine yoğunlaştırdığını ve ebru sanatının tekniklerini ileriye taşıdığını ifade ederek, “Geleneksel sanatlarla çağdaş sanatlar birbirlerini kabul etmiyor bu çok üzücü. Ben ikisini de kullanıyorum. Birbirimizden çok şey öğrenebiliriz diye düşünüyorum.” görüşünü paylaştı.

Yurt dışında açtığı sergilerde ziyaretçilerin ebru sanatına olan hayranlığını gizleyemediğine değinen Bener, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hong Kong'da, İzlanda'da, Almanya'da ve Türkiye'de sergiler açtım. Yurt dışında sergi açmak çok güzel bir duygu çünkü sanatınızla başka kültürlerden insanlara ulaşabiliyorsunuz. Çoğu insan ebru sanatını hiç bilmiyor, tabii ben de klasik ebru çalışmıyorum, onu söylemem gerekiyor. İnsanlar su yüzeyinde oluşan minicik, küçük yapılar, strüktür ya da çatlamaları görünce çok şaşırıyor. Kimse anlamıyor, suya bu maddeleri koyunca bu şekiller nasıl çıkıyor. Mucize gibi bir şey. Çünkü elle bunu yapmak mümkün değil. Bu sanatı bu yöntemi tanımadığı için anlayamıyorlar. Ben yabancılara ebru sanatı dersi de veriyorum.”

Muhabir: Saniye Hülya Çorakçı Ertan

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.